Sevan Nişanyan-Yanlış Cumhuriyet Inceleme Yazısı

Bu tarz kitapları okumadan önce biraz yazarlarını incelemek gerekiyor zira yazarların geçmişlerini ve ideolojilerini anlamak onların eserlerindeki önkabulleri veya bir olaya yaklaşımlarını anlamanızı kolaylaştırıyor.. Sevan Nişanyan epey enteresan bir kişilik. Kendisi Robert Lisesinden mezun olmuş ardından da Yale da Felsefe ve Columbia da siyaset okumuş bir Türkiye Ermenisi. Yazdıklarında ve dünya görüşünde bu azınlık olmanın ve okuduğu okullardaki elitizmin etkileri buram buram hissediliyor. Gençliğinde solcu olsa da sonrasında Marx'ın Grundrisse kitabını Türkçeye çevirirken fikri değişiyor ve şuan daha liberteryan bir dünya görüşüne hakim. Kendisinin Wikipedia sayfasını açtığınızda farkettiğiniz ilk şey cidden farklı farklı alanlarda pek çok başarısı olması: Commodore 64'ü Türkiye'ye ilk getiren firmanın kurucusu ve yöneticisi olması, Türkiye'nin ilk etimoloji sözlüğünü hazırlaması, Anadolu yer adlarına çalışmalar yapması, seyahat kitapları yazması ve pek çok daha şey.
Ancak 2014 yılında Şirince de inşa ettiği taş binalar mühürlendikten sonra mühürleri söküp  inşaata devam eden Nişanyan tutuklanıyor ve 11 yıl ceza alıyor. 2017 yılında  cezaevinden kaçarak Yunanistan'a siyasi sığınma talebinde bulunuyor ve şuan orada yaşamına devam ediyor.
Nişanyan özel yaşamında biraz sıkıntılı bir insan. Şuana kadar 3 kez evlilik yapan Nişanyan bir gün karısıyla kavga ederken ona bir kavanoz dışkı fırlatıyor. Şahsen Nişanyan'ın şuana kadar okuduğum yazılarında kadınlar ve feminist hareket üzerine yaptığı bütün analizlerde hep  sıkıntılı noktalar olduğunu düşünüyorum. Eleştirelere cevap niteliğinde yazdığı "Kavanoz Tahlilleri" (http://nisanyan1.blogspot.com/2018/07/kavanoz-tahlilleri.html?m=1) yazısını okursanız Nişanyan'ı kendini beğenmiş ve sağduyuya uzak biri sanabilirsiniz ancak insanların kendileriyle 1.dereceden alakalı olaylarda irrasyonel davranmasının mümkün olabileceğini kabul edip 1 yanlışın bütün doğruları götürmediğini düşünmek daha sağlıklı olur. Zira Nişanyan'ın(http://nisanyan1.blogspot.com/) blogunda cidden çok kaliteli yazılar var beğendiklerimden birkaçını aşağı bırakayım.

Şimdi gelelim kitaba. Bu kitabın çok basit bir iddiası var: 1923'teki kemalist devrimi ve ardından gelen kemalist inkılapları 51 soru içerisinde eleştirmek. Kitap yıllarca okullarda kesinlikle doğru ve ilerici olarak gördüğünüz değişiklikleri sorgulatıyor. Bence bu sorgulama çok değerli, belki de yıllarca münazara yapmanın getirdiği bir şey olsa gerek her zaman 1'den fazla doğru olduğuna inanırım Bu "hangisi haklı, kim kötü? Kim iyi" ikilemi tarihi mevzularda daha da büyük bir problem oluşturuyor zira retoriğin ve iddiaların ardında asıl yaşananları görmek daha da zor oluyor. George Orwell'ın 1984 kitabında bir sahnede ana karakter tarihi kayıtlara kendisi uydurduğu ''Comrada Ogilvy'' adlı kişiliği yazar. “Comrade Ogilvy unimagined an hour ago, was now a fact. Comrade Ogilvy who had never exists in the present, now existed in the past" Bazen gördüklerimiz ve bize anlatılanlar gerçekte yaşananlardan daha doğrudur. Tabiki de bu kitapta anlatılan doğrular az önce verdiğim örnekteki kadar siyah beyaz doğrular değil ama yeni bir perspektif görmek kesinlikle tarihi olaylara bakış açınızı değiştiriyor. Bugün aynı olaya Fox News ve CNN'in veya Sözcü ile Yeni Akit'in verdiği tepkinin farkları ve yarattıkları kamuoylarının farklılığından bile retoriğin ve bakış açısının yarattığı fark anlaşılabilir.  Kitabın konu aldığı yıllarda yaşananların ve yapılanların haklılığının günümüz Türkiye'sindeki polarizasyonun temellerini atan konflikt olduğu düşünülürse, yeni bir bakış açısına olan ihtiyaç daha iyi görülebilir. Bu kitabın amacı da biraz bu: size farklı bir bakış açısı sağlamak, sorgulanmayan bazı şeyleri sorgulamak. Bu kitabı türevlerinden ayıran ise siyasal islamcı biri tarafından yazılmamış olması. Durum böyle olunca yapılan eleştiriler "içki içiyor günah" "dansa, uzun vadede Türk Eğitim Sistemi'ne olumsuz etkileri, ortaya çıkan fırsat maliyeti vb. gibi daha mantıklı noktalar oluyor. Kitaptaki argümanların çoğu makul, akla yatan, güzel bir kaynakça ile desteklenmiş eleştiriler. Ender de olsa kitap bazı noktalarda sırf eleştiri için eleştiriyormuş gibi hissettiriyor.


Kitabı okuduktan sonra Osmanlı tarihine daha fazla, farklı kaynaklardan bakmam gerektiğini farkettim ve beni internetten yeni kitaplar almaya itti. Kitaptaki yazılanlara alıcı gözüyle bakmicaksanız bile okumanızı şiddetle(evet şiddetle) öneririm, soru işaretleri her zaman faydalıdır. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çaylak : The App Privacy Policy

Ikıyüzlüyüm

Türkiye'nin Çok Partili Siyasi Hayata Geçisi ve Demokrasinin Gelişimi